27 Kasım 2010 Cumartesi

Yalan olan aşk değil, ilişkidir... Bazen!

Adam üzerindeki paltoyu bile çıkarmadan yatağın başucunda oturur sabaha kadar ve uyuyan kadına bakar.
Onun kıvırcık kumral saçlarıyla örtülü yüzündeki masumiyete...
Ama bu uykunun masumiyetidir, ikna etmez adamı!
Sonunda uyandırır kadını ve "mutluyduk" der; "fakat bundan sonra mutlu olamayacağız."
Kadın uyku sersemliği içinde "ama ben mutluyum" demeyi becerir.
Anlaşamadıkları nedir?
Adam aslında "sevinç"ten, neşeden, coşkudan söz etmektedir. Her ilişkiyi başlangıçta aşk kılan ve zamanla sararıp solan sevinçten...

***


Yola çıkarlar.
Ayrılık yoluna...
Adam, kadını şehirden uzakta oturan halasının evine bırakacaktır.
Yol boyunca ağaçlar, kırlar, dağlar hızla akıp geçmektedir.
İkisi de bir an bile o güzel manzaraya gözlerini çevirip bakmaz.
Akılları başka bir yerdedir, ruhları buz kesmiştir.
Adam bir ara "bana son bir kez yalan söyle!" der kadına, hiç öfkelenmeden!
Öyledir! Aralarındaki mesafe açıldıkça kadınlar erkeklerin, erkekler kadınların yalan söylemeye başladıklarından kuşkulanır.
Oysa yavaş yavaş ilişki yalan olmaktadır!

***


Adam ve kadın loş bir salonda birbirlerinden uzakta oturmuş aralarından birinin son sözü söylemesini beklemektedir.
Oysa adam birden "halan nerede?" diye sormayı tercih eder. Kadın tuhaf bir ferahlamayla hemen cevaplar: "Komşudadır, gelir şimdi!"
Derken...
Aralarındaki buz gibi havaya rağmen birbirlerini hâlâ sevdiklerini kabullenirler.
Ve kadının halası gelmeden evden çıkıp tekrar yola atarlar kendilerini.
Şehre dönüş için mi?..
Hayır! Aşklarını tazelemek için bir tatil kasabasına doğru...
Öpüşüp koklaşarak ve yol boyunca ellerini hiç ayırmadan...

***


Bir otele girerler.
Denize bakan bir oda ister adam.
Oda servisinden yiyecek, içecek ister. "Aç mısın, ne yemek istersin?" diye sorduğunda kadının "sen ne istersen" cevabı vermesinin belirsiz karanlığına dikkat etmez adam.
Kadın yemek gelinceye kadar kıyıda dolaşmaya çıkar. Fırtına çıkmıştır. Dalgalar insan boyunu aşmaktadır.
Sonra...
Tam burada bir boşluk bırakabilirim ve o boşluğu siz doldurabilirsiniz.
"Kadın kıyıya vuran dalgalara kapılıp boğulur"
diye veya "Kadın arkasında hiçbir iz bırakmadan kaybolur" şeklinde...

***


Meraklanmayın! Özel bir şey yok!
Geçen gece izlediğim tipik bir Fransız filmi bu!
Anlamaktan hep kaçtığımız bir gerçeği sarsıcı biçimde anlatan bir film!
Çünkü aşk başkadır, aşk ilişkisi başka!
Bir bakarsınız, ilişki bitmiş aşk kalmış! Çoğu zaman da bakarsınız, aşk gitmiş, ilişki kalmış!
Ama ille de ikisini bir arada tutacağım diye ısrar etmek...
İşte o çok umutsuz, umarsız bir iştir! 

Haşmet Babaoğlu 



Hiç yorum yok: